deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2009 Çarşamba

14 şubat arifesi... neden evde kaldım!

Yine 14 şubat, yine yalnızım.. Aslında bir erkekten de öyle çok şey beklemem... Düşündüm taşındım ufak(!) bir liste yaptım, nasıl bir erkek? İşte;


1. Adı mutlaka "L" yada "Z" harfiyle başlamalı. (Takıntı diyebilirsiniz ama bu benim için çok önemli. Hani kalp içinde güzel durmalı [İ&Z] [İ&L] gibi .. )


2. Boy meselesi.. 1.70- 1.75 arasında olsun. Daha uzun-kısa istemem... Eee, bende 155 ken, uyumlu olmalı!...

3. 65-70 kg olsun, ne şişman ne çıtkırıldım..

4. Uzun saç... (ben uzatamıyorum, üşendiğimden de ) ille de uzun saç..


5. Koyu renk göz (kömür gözlüm )

6. Serseri falan da olmasın..


7. Bir müzik aleti çalabilsin. (maksat eğlenelim )

8. Birkaç güzel hobiye sahip olsun (olsun)

9. Mutlaka şair olsun (karşılıklı şiirler okuruz, ne romantikkk)

10. Geveze olsun (severim)

11. Mutlaka bir spor dalıyla ilgilensin (neden yazdım bende bilmiyorum)

12. Matematikten anlasın (tek başıma çalışmak çok sıkıcııııııı)

13. burnunun üzerinde amuda kalkabilmeli (beni kızdırdığında affettirmesi de lazım)

14. İngilizceyi çok iyi derecede bilen (hınkk! maksat pratik yapabilmek:) )

15. Ağır vasıta ehliyeti olan (biraz abarttım galiba....)


16. Askerlikle ilişiği bulunmayan ( asker yolu mu bekliyelim ayol )

17. Yalan söylemeyen, ama eğer söylerse en azından çaktırmamayı bilen. Karda yürüyüp izini belli etmemeli... ( yada yürümesin)

18. Antidepresan etkisi yaratan ( bıktım yahu psikologlardan, bi işe yarasın!)

19. Kıskanç olmayan (....)

20. Tek eşli olma konusunda özrü bulunmayan (eeee daha ne)

21. Mızmız sümsük olmayan

22. Şu anda boşta olsun

23. Yemek yapmayı bilen ve seven ( ileriye dönük bi ilişki düşünüyorum :))))) )

24. Elinden çamaşır, bulaşık, ütü, temizlik gelen

25. Şarkı söyleyebilen, sesi güzel olsun. ( eğlencelik :) )

26. Kadına kesinlikle el kaldırmasın (ufak tefek ve çokkkkkk gıcığım da.)

27. Esprili olsun.

28. Kahve oyunlarını iyi derecede bilen (okey, tavla, king, pis yedili, pişti............)

29. Pokeri iyi derece bilsin, bana öğretmesi lazım .

30. Ateist ve/veya Anarşist ve/veya Komünist olması tercih sebebidir.

31. bu sayıya gıcığım o yüzden boş geçtim.

32. Hayvanları, özellikle köpekleri seven.

33. Uyum açısından depresif ve/veya melankolik olsun.

34. Sorumluluk sahibi ( e, yani)

35. Fethi zor fatihi tek olan ERKEK tercihimdir (hönkkkkkkk)

36. Sümsük, deprersif, miskin , ufak tefek, psikolojik deli kızlardan hoşlanan (ki o kız benim)

37. Centilmen

38. Cesur

39. Kararlı

40. Azimlı hırslı

41. Alçakgönüllü, mülayim ( nooluyoz lan)



42. Doğayı seven yeşili koruyan ( maksat Türkiye çöl olmasın)

43. Vejeteryan olup kokoreç yiyen( bana uysun diye)

44. Kitap okumayı seven

45. makarnayı ve patatesi ve hamsiyi ve biber kızartmasını hemseven hem de pişirebilen

46. Uçurtma yapmayı bilen

47. İyi derecede bilgisayar bilen ( teknik seris çağırmaktan bıktım)

48. Alanında iş tecrübesine sahip (bu ne lan)

49. Eğlenmeyi gezmeyi seven

50. Seyahat engeli olmayan ( kafam karıştı yine ya)

51. Tamirci çağırmanın iyi bir fikir olduğuna inanan

İşte tüm bu özelliklere sahipseniz ve 14 Şubat'ı yalnız geçirmek istemiyorsanız buyrun tanışalım, kaynaşalım...

:)

Çok şey mi istiyorum siz söyleyin....

23 Ağustos 2008 Cumartesi

günce

bu kaadr iğrenç bir gün daha olamaz..
o kadar kırgınım ki... hepsinin kendi güçsüzlüğümden, zayıflığımdan kaynakalndığını bilerek..
yine de ölebilecek cesareti gösterememek..
işte bu ben...
zavallı...
kdönüp dolaşıp kızdığım kırıldığım kişi; hep benim aslında..
diğerleri sadece "diğerleri" işte...
kendi hatalarım...
bedelini de ben ödemeliyim..
kabullenebilsem tüm olanları keşke...
yada geçmişe bir sktir çekip;
dönebilsem bana...
olmuyor işte..
varlığım bana fazla geliyor...
herneyse...
hoşçakal...

ama yine de aşık olsam işte..
:(:(:(

4 Ağustos 2008 Pazartesi

zamansız

zaman; sen!
anılarımı, umutlarımı elimden alıp giderken, çalarken benden beni ben yapanları... Ahh, arkandan gözyaşı bile dökemiyorum.. Benden gidişinden korkuyorum, akmayan akrebe sövüyorum!

Güneş, zamanın ilkel ekranı! Tam tepede ruhuma vuruyorsun altmış dakika, yirmi dört saat, 365 gün!..

Ve nefret ettiğim günü, beş korkunç parçaya bölüp(sanki beş defa yaşattıran) seni ilkel ses! Haydi bağır nefesin yettiğince; seni duymuyorum!...

Ben, benli zamanlardan korkuyorum....

17 Temmuz 2008 Perşembe

bir tavşanın günlüğü

bu sefer dağ, tavşana küstü..

gitmek düşer sofradan payımıza o vakit.

işte bütün eşyam şu ufak bohçaya sığdı.

o bildik marşı söyleyerek yola çıktım,

"dağ başını duman almış

gümüş dere durmaz akar..."

şimdi o kıyısından su içtiğim dere yok, susayınca n'apacağım. neyle doyuracağım karnımı, tanıdık bir yüz aradığımda ne yöne bakacağım?...

korkuyorum bu bilinmez ormanın gecelerinden. bir adım atsam, semayı görmek için; vahşi bir hayvan saldıracak. hiçbir şey bırakmadan benden geriye. bu ürkünç sesler de ne böyle?!..

yuvamı özledim ben!..

yalnızca gittin...

Yaşamaktan korkuyorum , acılardan. Belki de sana böylsi güvenmem , bağlanmam da ondan. Benim sevdiğim , sen değilsin demir atabildiğim , dalgalardan korunduğum bir liman belki , kim bilir. İşte bu yüzden , sen gidince böylesi yıkıldım , tükendim. Ben bütün dalgalara açık , küçük bir sandaldım , sen'se bir liman benim için , bir dalgakıran. artık her dalgada alabora olabilirdim ; yorulabilirdim bu denizde , yorulup batabilirdim. Başka bir geminin dalgasına yalpa yapıp kendimi kaybedebilirdim.

Sen gittin...

O alışılmış sular çekildi altımdan. Şimdi bilmediğim bir denizde , bilmediğim bir gök yüzünün altındayım. Elimde bir pusulam var yine de , sevinmelimiyim? Hangi yöne gideceğimi bilmediğim halde........?

Sen gittin...

Kim çekiyor şimdi kürekleri , hangi yöne gidiyorum ; bilmiyorum. Başka bir gök yüzünün altında , isimsiz bir oyuncu hikayede , küreklere asılıyor. Hiç bir soruma cevap vermiyor , ve neden bana böyle düşman. Bu dalgalar! Yoruldum artık , batmam an meselesi... Güvendiğim demir attığım liman , nerede , hangi yöndesi? Derin bir soluk almaya -ölesiye- ihtiyacım var...

Neredesin sevgilim , gökyüzüm nerede? yıldızlarım vardı gök yüzümde , salıncak kurduğum ve bir ay doğardı gecelerime , ışığında şiirler yazardım...

Sen gittin....

Umutlarım vardı benim , anımsıyorum. yaşlı bi balıkçıyla balığa çıkardık. Ay ışığında ağ atarken , yanık türküler söylerdi. Umudum balıklardı , umudum yosun kokulu ağlardı.

Balıkçının şimdi ; yeni bir teknesi var , yine ağ atıp , yine türkü söylüyor.. ve her akşam eskisi gibi . sarhoş oluyor...

Ve ben... Denizin ortasında , yosun kokusuna hasret... Bu sular tanıdık değil. Kürekçi tanıdık değil. Ben , kendimi bile tanıyamaz oldum...

Sen gittin...

Sen gittin...

Ve ben bittim....



31.12.2006